Kalp ve damar sağlığının korunmasında genetik faktörlerin yanı sıra beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları da önemli rol oynuyor. Ancak özellikle sosyal medyada hızla yayılan “mucize besin” önerileri ve beslenme trendleri, bilimsel bilgi ile popüler inanışların birbirine karışmasına yol açabiliyor.
Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı, kalp sağlığı ve beslenme konusunda yaygın beş yanlış inanışı bilimsel bilgiler ışığında değerlendirdi.
1. “Zeytinyağı ne kadar çok tüketilirse o kadar iyidir”
Yanlış. Zeytinyağı, tekli doymamış yağ asitleri ve antioksidan bileşenleri nedeniyle dengeli beslenmenin önemli parçalarından biri. Ancak sağlıklı olması sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmiyor.
Fazla tüketildiğinde günlük enerji alımını artırabiliyor. Bu nedenle önemli olan zeytinyağının uygun miktarda ve dengeli beslenmenin bir parçası olarak tüketilmesi.
2. “Kolesterol içeren her gıda zararlıdır”
Yanlış. Yumurta gibi kolesterol içeren gıdalar uzun yıllar kalp sağlığı açısından tartışıldı. Güncel bilimsel yaklaşım ise yalnızca besinlerden alınan kolesterole değil, beslenme düzeninin tamamına dikkat edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Özellikle doymuş ve trans yağ tüketimi kan kolesterol düzeyleri açısından önem taşıyor. Yumurta da yeterli ve dengeli bir beslenme düzeninin parçası olabiliyor.
3. “Kalp hastalığı yalnızca ileri yaşlarda görülür”
Yanlış. Kalp ve damar hastalıklarına yol açabilen süreçler çok daha erken yaşlarda başlayabiliyor.
Damar duvarlarında plak birikimiyle ilerleyen ateroskleroz genç yaşlarda başlayıp yıllar içinde gelişebiliyor. Bu nedenle sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam alışkanlıklarının erken yaşlardan itibaren kazanılması önem taşıyor.
4. “Zayıf olmak kalp hastalıklarından korur”
Yanlış. Sağlıklı vücut ağırlığı önemli olsa da tek başına kalp ve damar hastalıklarına karşı koruma sağlamıyor.
Zayıf görünen bir kişide iç organların çevresinde yağlanma bulunabileceği gibi kolesterol, kan şekeri veya tansiyon değerleri de yüksek olabiliyor. Kalp sağlığının değerlendirilmesinde yalnızca tartıdaki rakama bakmak yeterli değil.
5. “Takviyeler sağlıklı beslenmenin yerini tutar”
Yanlış. Vitamin, mineral ve omega-3 gibi takviyeler dengeli beslenmenin alternatifi olarak görülmemeli.
Sebze, meyve, tam tahıllar ve kurubaklagiller lif, vitamin, mineral ve farklı biyoaktif bileşenleri birlikte sağlıyor. Takviye kullanılması gerektiğinde ise kişinin gereksinimleri ve sağlık durumu doğrultusunda hekim veya diyetisyen önerisiyle hareket edilmesi gerekiyor.
Uzmanların üzerinde durduğu temel nokta, tek bir besine mucizevi özellikler yüklemek yerine sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme düzeninin benimsenmesi.
Kaynak: Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı.
