Kadınlarda meme başı akıntısı, meme cerrahisi ve radyoloji polikliniklerine en sık başvuru nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aresh Soudmand, memeden gelen her akıntının meme kanseri anlamına gelmediğini ancak ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.
Uzmanlara göre meme başı akıntısının değerlendirilmesinde akıntının yalnızca varlığı değil; rengi, kıvamı, tek ya da iki memeden gelmesi, tek bir süt kanalından mı yoksa birden fazla kanaldan mı kaynaklandığı ve kendiliğinden mi yoksa yalnızca sıkıldığında mı ortaya çıktığı büyük önem taşıyor.
Emzirme döneminden sonra bir süre daha süt benzeri akıntıların görülebileceğini belirten Soudmand, emzirme dışında gelişen meme başı akıntılarının ise mutlaka uzman değerlendirmesinden geçmesi gerektiğini ifade etti.
Her iki memeden gelen, beyaz, süt renginde, sarı veya yeşilimsi akıntıların çoğunlukla hormonal nedenlerle ilişkili olduğunu belirten Soudmand, prolaktin hormonundaki yükselme, tiroit hastalıkları, bazı tansiyon ilaçları, antidepresanlar ve doğum kontrol haplarının bu duruma yol açabileceğini söyledi. Meme başının sürekli sıkılarak kontrol edilmesinin de akıntının devam etmesine neden olabileceğini vurguladı.
Tek taraflı ve kanlı akıntıya dikkat
Uzmanlar, yalnızca tek memeden gelen, kendiliğinden oluşan, tek bir süt kanalından gelen berrak, pembe veya kanlı akıntıların daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini belirtiyor. Bu tür akıntılar her zaman kanser anlamına gelmese de intraduktal papillom, duktal ektazi, duktal karsinoma in situ (DCIS) veya invaziv meme kanserinin ilk bulguları arasında yer alabiliyor.
Kanlı meme başı akıntısının en sık nedeninin iyi huylu intraduktal papillomlar olduğunu ifade eden Soudmand, buna rağmen kesin tanı için görüntüleme yöntemleriyle değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti.

Görüntüleme yöntemleri tanıda belirleyici
Meme başı akıntısının değerlendirilmesinde hastanın yaşına ve klinik bulgularına göre mamografi, ultrasonografi ve gerektiğinde meme MR’ının kullanıldığını belirten uzmanlar, özellikle 40 yaş üzerindeki kadınlarda mamografinin ilk tercih edilen yöntem olduğunu ifade ediyor.
Yoğun meme dokusuna sahip genç kadınlarda ise ultrasonografinin önemli bilgiler sağladığını kaydeden Soudmand, görüntüleme sırasında şüpheli bir alan saptanması halinde biyopsi yapılabileceğini söyledi. Halk arasında yaygın olan “Biyopsi kanseri yayar” düşüncesinin ise bilimsel bir dayanağı bulunmadığını vurguladı.
Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeyin
Uzmanlar, şu durumlarda zaman kaybetmeden genel cerrahi veya meme görüntüleme konusunda deneyimli bir radyoloji uzmanına başvurulmasını öneriyor:
- Akıntının yalnızca tek memeden gelmesi,
- Kendiliğinden oluşması,
- Kanlı veya berrak renkte olması,
- Tek bir süt kanalından gelmesi,
- Memede ele gelen kitle bulunması,
- Meme başında içe çekilme gelişmesi,
- Ciltte kalınlaşma veya portakal kabuğu görünümü oluşması,
- Koltuk altında şişlik hissedilmesi.
Uzm. Dr. Aresh Soudmand, erken dönemde yapılacak klinik muayene ve radyolojik değerlendirmelerin hem gereksiz endişelerin önüne geçilmesini hem de olası hastalıkların erken tanı ve tedavisini mümkün kıldığını belirterek, meme sağlığında düzenli takip ve uzman kontrolünün önem taşıdığını söyledi.
